Abonelik

 Kovala



"Beni Tanımadan Yargılama"
(Romantik Bir Kamyon Arkası Yazısı)

ötekinin arzusu

bu yazı en çok genç kovalakları ilgilendiriyor sanırım.

darian leader, "why do women write more letters than they post" isimli kitabına kadınların ve erkeklerin tamamen farklı olduğu saptamasıyla başlar. ve ekler, "bunu en iyi satıcılar bilir, bir erkeğe bir ceket satmak isterlerse bunun hedef kitlenin bütün erkekleri arasında çok popüler bir ceket olduğunu söylerler ve satarlar. ama bu yöntemin bir kadında geri tepeceğini çok iyi bilirler. çünkü bir kadına söylenebilecek en kötü şeylerden biri şudur: "seni çok iyi tanıyorum ve seni öteki tecrübelerimden yola çıkarak çözebiliyorum". kadınlar asla tanımlanamayacaklarına inanırlar ve çözülemeyen varlıklar olmaktan çok memnundurlar aslında. ve ne ironiktir ki erkekler çözülmeyi, tanınmayı severler. hayat daha az yorucudur bu şekilde onlar için.

bazen müneccimlik yapmayı severim. hemen hiç tanımadığım kadınların çok özel niteliklerini söylerim onlara. veya çeşitli kişilik özellikleri, zaafları veya travmalarından bahsederim. şu yaşıma kadar bunun ekmeğini yediğimi sanıyordum ki geçen bir muhabbet esnasında bunun aslında ne kadar da rahatsız edici olabileceğini farkettim. psikoterapi eğitiminde üst düzey empatik tepki vermenin sakatlıklarından bahsedilir. karşıdaki sizin kendisini bu kadar açıklıkla görmenizden rahatsız olup iletişimi kapatabilir. ya da sizin müneccimlik yapmaya çalıştığınızı düşünüp profesyonel ilişkiyi gözden geçirebilir. en iyi ihtimalle huzursuz olur. ilişkilerde de böyle aslında. bir kadının takı, parfüm, uyku, yemek gibi alışkanlıklarını kısa bir muhabbetten sonra tahmin etmek çok zor değil. genelden yola çıkarak isabetli tahminlerde bulunmak bile gayet mümkün. lakin biraz dikkatliyseniz ve günlük yaşamınız ipuçlarını değerlendirmenize olanak tanıyan bir şekilde seyrediyorsa, işte o zaman bir kadının korkuları veya kaygıları ile ilgili isabetli tahminlerde de bulunabiliyorsunuz. ama bence bunu yapmayın. her ne kadar kadınlar kendilerini şaşırtan erkeklerden etkilenseler de, tanımlanabilir ve önceki deneyimlerden yola çıkarak tahmin edilebilir olmak onlar çok rahatsız ediyor. çünkü onlar biricikliklerine sımsıkı sarılarak kendilerini varetmeyi seviyorlar.

gençler, tavsiyenin göt ayağı olduğunu bilmeme rağmen kendimi uyarmaktan alıkoyamıyorum. bir kadın size hiç anlaşılamamaktan yakınıyorsa ona dair ufak tefek gözlemlerinizi paylaşın ve şaşırtın onu. ama sonunda mutlaka bir muamma, tanrının en karmaşık yaratısı ve anlamlar labirenti olarak karşısında çaresiz kaldığınızı hayranlıkla belirtin. çok da abartmayın ama, denyo sanıp taşak da geçebilir çünkü karşınızdaki kadın sizinle.

lacan'ın sözüyle bitirelim bu uyku kaçkını yazımızı da... "kadının istediği ötekinin arzusudur"

4 yorum:

Hergele dedi ki...

kankabey, bu kitabı sen hediye ettiydin bana.. mevzu hanımlar olunca başucu kitabımdır hala..

aLi B. dedi ki...

Sevgili Kovalak Abilerim, sizin yanınızda ben mini kovalak sayılırım.
Kovalak başı abim öncelikle bizi engin bilgilerinle aydınlattığın ve gönlün kadar temiz bu sayfayı yavru kovalaklar için ayırdığından mütevelli topumuz adına teşekkürü bir borç bilirim.
Saygıdeğer Hergele abim, hediyeyi hediye etmek sünnettir, okuduysan ihtiyacı olan birine ver ya da ver bi fotokopi çektirelim :D
Saygılar.

D.M dedi ki...

hey gidi kovalak başı, kitap ilgimi çekti bunu belirtiim önce ve düşünüyorum da kitaptan yola çıkan saptamalar da gayet doğru. kadınlar cidden özel olmak istiolar, ben dahil.

hem ay çok farklıyım ben kisvesine bürünürken hem de aman beni dışlamayın -ahanda sıkıştım araya- tribindeyiz(m)

insanoğlu normal tümdengelmemiz ama özel olmayı istemek, unutulmamayı, iz bırakmayı istemek bize has olsa gerek.

nitekim herif üstümüze 100 kaknem karı koklasın umrumuzda olmaz-çoğunlukla- ama birisine 'the one' moduna geçecek diye ödümüz kopar.

aman bilemedim ayrıca eğilcem bende buna mesai bitip toplantılar birbirini kovalarken beynim sulandı.

kovalak başı dedi ki...

hanımefendi, işten güçten fırsat bulup yazamıyoruz bu aralar. eski bir kız arkadaşımın babası oldukça yakışıklı bir beydi. annesi de hoştu fakat beyefendi zamana karşı daha dirençli gözüküyordu. işte bu beyin macaristan, romanya ve litvanyada fabrikaları vardı ve sürekli oralara gidip gelmek zorunda kalıyordu. tanıyanlar bilir, densiz bir adamımdır. biraz densizliğimden biraz da kıskançlığımdan sanırım bir gün hanımefendiye şu soruyu yönelttim, "eşiniz çok yakışıklı bir bey, siz de çok güzel bir hanımsınız ama yine de endişe etmiyor musunuz haftalarca o ülkelerde kaldığı için"... hanımefendi kibarca gülümsedi, "eşimin bana olan ilgisi ve sevgisi 35 yıldır hiç azalmadı, hatta çoğu zaman eskisinden daha da fazla sevdiğini hissediyorum. dediğiniz gibi hoş bir adam, mutlaka talipleri çıkıyordur, belki değerlendiriyordur da. ama bana hayatımda bir kere bile aldatılıyormuşum gibi gelmedi. hiç böyle bir şey hissetmedim" dedi.

o gün tarihi bir tecrübeydi benim için de...